A Kurd is not a piece of cheese often used in one of Canada’s most treasured of national dishes.  It’s a type of human being.  For most of history, they’ve been ignored, oppressed, conquered, and passed by, as greater powers nearby sought to use them as a buffer.  But now it’s looking more and more like they’re about to get their own state.  Patience is a virtue, after all.

Truly ancient and truly screwed

Kurds have always inhabited a region that’s not terribly attractive – the goat-friendly northwestern edge of the Zagros Mountains, a mountain range that’s historically helped divide Iraq from Iran.  With no lands wide enough to farm on a large scale, no ocean to build cities on to trade and fish from, and nasty breezes bearing down from Russia every winter, Kurdistan was always doomed to be less than developed than other regions.

“No friends but the mountains”

Just about everyone will get angry if the Kurds try to take it all.

As they say of the Kurds.  These very same mountains that prevented large scale agriculture and any proto-state from forming also provided a certain degree of protection.  Although the exact origins of the Kurds as a culture group is up for debate, what isn’t is that while they were developing, they had plenty of protection doing so.  For any imperial power, from Persia to Rome to the Turks to the British, there was very little payoff in trying to take over Kurdistan, and, so long as they were quiet, much incentive to leave them alone.

Armies often went around their mountains, preferring to let the mountain folk be mountain folk, while happily drawing a map of their empire that included the very same mountains.  When Islam conquered pretty much everyone in the 7th and 8th centuries, they did much the same.  Over time, Islam as a religion penetrated and converted the Kurds who, by around the year 1000, were developing a few statelets in the chaos of the downfall of the Abbassid Caliphate.  The most successful was Saladin, who went on to build quite the empire, but one which was not overwhelmingly Kurdish in nature, and one that did not last terribly long.

Like many of the geographically weak states in the region, this situation could only last so long as the geopolitically powerful regions were in chaos.  Once power reasserted itself in its natural places – Turkey, Iran, or Egypt – Kurdistan was put under the thumb of the strongest.  Even one of their own couldn’t resist the temptation to set up a capital elsewhere.

Having good looking women often helps to sell statehood.

Now that we’re back to chaos, the Kurds have a chance to set up shop – and to actually keep it

Since 1979, the Middle East has been descending into disorganized chaos.  The Iran-Iraq War created enough churning to let the Kurds try to wiggle into a taste of freedom, but Saddam gassed them for even trying.  It was in the disaster of Saddam’s invasion of Kuwait in 1991 that truly generated the sustained chaos needed for Kurdish independence.  While Kurds in Turkey have been attempting – and failing – to fight an insurgency against an organized and determined central government, the Kurds of Iraq were saved by the Angels of the Outfield in the West.  After crushing the Shi’a in the aftermath of the Gulf War, Saddam was told not to enter Kurdistan again, one of the few agreements the bastard kept.

As Saddam’s Iraq reeled under the effects of war, sanctions, and occasional American bombings, Kurdistan was given enough breathing space to fight both a civil war and an actual one with Saddam’s army.  Following the 2003 invasion, which only ticked the insanity meter up one more notch, Kurdistan effectively set itself up as an independent state in all but name.  In fact, I could fly to several of Kurdistan’s airports right now visa free, something I’m not accorded in the rest of Iraq.

Throw Syria into the mix and you’ve got some real Kurdish power going

Syria’s own Kurds are rapidly following the same pattern.  Of the four states which Kurdistan strides, two are now in play for independence.  Neither Iran nor Turkey want to lose territory to such a state, but may not have much of a choice.  With northern Iraq as the nucleus, other Kurdish regions could become autonomous and act as de facto satellites of a free Kurdistan.  Over time, as the region Balkanizes, these territories could join up officially.

This is breaking a big rule of American strategy, of course

Since World War II, America has not wanted to see Middle Eastern borders change much.  However, new thinking has come to recognize that to fight these forces simply prolongs the misery.  The sooner the borders align with the ethnic, sectarian, and national reality on the ground, the better.  Big powers like Turkey and Iran want to preserve the status quo for as long as possible, but will, on humanitarian grounds, eventually give way to some form of Kurdish freedom.

Baghdad can kiss Irbil good-bye

But Iraq will soon lose its Kurdistan.  Neither Arab nor Shi’a, the Kurds lose out on any power contest in the rest of Iraq.  Despite America’s insistence in keeping the borders intact for as long as possible, it also doesn’t like the idea of handing the compliant and reliable Kurds over to increasingly pro-Iranian Iraq.   Being a pawn sucks, but at least they’ve being talked about.

Inevitable because this time the Kurds know what they want

The last time the Kurds really had a shot at a country was at a time when they had neither the power nor the ideology to build themselves one.  This time they have both.  The Middle East won’t be stabilizing anytime soon, not so long as Syria bleeds, Saudi Arabia competes with Iran (and both have the oil cash to fuel the fires), and Iraq’s society remains fragmented.  In such an environment, the Kurds will be able to use their meager geopolitical power to leverage themselves into the open for the first time in history.

Good for them, but painful it’ll be

Such a move will cause a chain reaction throughout the region.  States that are wobbly will crack; cracked states will fall apart.  But perhaps that’s precisely what the Middle East needs to go through.

(Sunday: What a Free Kurdistan Will Probably Look Like)

 

Advertisements

3 thoughts on “The Coming of Kurdistan Is Inevitable

  1. KÜRDİSTAN’DA HALK OYLAMASI!

     
    Önümüzdeki dönem, Kürtler’in temel sorunlarını ilgilendiren alanlarda önemli kararlar almanın zamanıdır.
    Kırım, Katalanya ve İskoçya’nın kendi kaderlerini belirlemek için referanduma gitme kararları almaları Kürtlerin yolunu açmaktadır.

    1 Milyon civarında bir nüfusa sahip Kosova’ya referandum hakkı tanındı, ama bunun bir benzerini 40 milyonluk Kürt halkına fazla görüyorlar!

    Kırım halkının 16 Martta kendi geleceğini belirlemek için halk oylamasına başvurması Kürt halkı için demokratik bir örnektir. Kosovo’ya bağımsızlık isteyenler, Kırım halkının isteklerine karşı çıkmamalı ve Kürdistan’da da böylesine bir demokratik halk oylamasının gerçekleştirilmesini savunmalıdırlar.

    Kürdistan halkı, bu şekliyle tamamıyla tabii olan bir yöntemle, kendi yaşam alanında, kendi geleceğini belirlemek için özgür bir halk oylamasının kaçınılmazlığını iradi olarak kavramalıdır. Bu halk oylaması, Kürtlerin ayrı bir millet olmalarından kaynaklanan doğal bir zorunluluktur: her millet kendi geleceğini daima kendisi belirler.

    Irak ve Suriye’deki durum, TC’nin statükocu Kürt politikasının açmazı, Kürt düşmanı ırkçı Kemalistlerle dinci AKP arasındaki yeni flört süreci, Kürtler açısından tamamıyla yeni ve büyük tehlikeler arzetmektedir. AKP, Kürdistan’da katliam yapan bütün çeteleri kendi koruması altına almaktadır. Bu haliyle AKP, çözme değil, öldürme yolunu seçmiştir. Türkiye, Osmanlı ve Arapların 1000 yıldır kullandıkları ”Kürdistan” kelimesinden öcü gibi korkmakta ve bu kelimeyi yasaklamaya devam etmektedir: en son örneği: “Kürdistan” kelimesi, AKP, CHP ve MHP’nin ortaklaşması ile TBMM Genel Kurulu’nda bütçe için oluşturulan kitap ve kataloglardan çıkarıldı.

    İyi polis, kötü polis senaryosu Kürtleri kandırmak içindir. Kürtlerin bu ülkelerin eğemen güçlerinden bekleyebeilecekleri herhangi bir çözüm sözkonusu değildir. Bu durum dolayısıyla, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı için Kürdistan’ın dört parçasında referandum yaparak, özgürce, kendi geleceğini kendisinin belirleme hakkını kullanması zorunluluk halini almıştır.

    Dünyada bugünkü koşullarda bir milleti zorla parçalanmış halde tutmak olanaklı olmadığı gibi; iki ayrı milleti de bir sistem içinde zorla tutamazsınız. Almanya, parçalanmış bir ülke ve millet halindeydi, soğuk savaştan sonra birleşti. Çekoslovakya federal bir devletti, Çek ve Slovakya şeklinde barışçıl şekilde iki devlet şeklinde örgütlendi. Kürt Milleti parçalanmış bir millet, Kürdistan parçalanmış bir ülke. Bu durum sonsuza kadar devam edemez. Kürtlerde millet olarak artık bağımsızlık ve birliklerine kavuşmalıdırlar.

    Kendi kaderini tayin hakkı”nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan üç ayrı kararla güvence altına alınmasına rağmen TC Hükümetleri ile oyunlar oynamanın gereksizliği meydandadır. Kaldı ki bu hak ayrıca uluslararası mahkemeler tarafından da kabul edilmiştir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (CSCE) 1975 yılında Helsinki, 1993 yılında Paris, Birleşmiş Milletler’in 1993 yılında Atina’da düzenledikleri konferanslarda kendi kaderini tayin hakkının en merkezi insan hakkı olduğu, temel insan hak ve özgürlüklerinin yaşama geçirilmesinin temel koşulunun bu hakkın tanınmasından geçtiğini vurgulamışlardır.

    Belirtilen sözleşme ve alınan kararlara rağmen Kürt halkının en temel haklarının inkar edilmesi, Kürtlerin, bin bir yalan ve dolanla oyalandırılması kaybedilen zaman olarak görülmelidir.

    Kurdistan’ın büyük bir bölümünün bulunduğu Türkiye’de Kürtlerin varlığı neredeyse yüz yıldır inkar ediliyor.
    Kemalizm adına Kürtlerin kaderini tayin etmiş bulunan İsmet İnönü, 12 Aralık 1922 tarihli Meclis oturumda, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir. Çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisi´ne girmiştir…” demiştir.

    Aynı İnönü, Ankara’nın Kürt milletvekillerine gelince, onların nasıl seçilmiş olduklarını çok iyi biliyordu…O dönemde halkoyu ile seçilmiş tek milletvekili varmıydı? Bütün bu insanların doğrudan doğruya atanmış oldukları ve bunların çoğunun Türkçe bilmedikleri için Meclis’in çalışmalarına katılmadıkları herkesçe bilinmektedir.
    Nasıl oluyorda ”Kürt iradesini temsil eden kardeşler” aynı dili konuşamıyorlardı?
    Aynı yaygaraları şimdi de AKP ve diğer TC temsilcilerinden duymaktayız. İçlerindeki Kürtleri bahane ederek, kendilerinin anlamadıkları bir dili konuşan bu bizar kardeşlik oyunlarına devam ediyorlar.
    Sahte Kürt İsmet paşa öldü, Kürtlerin ulusal, politik ve kültürel hakları hala yok. Örneğin kendi dillerinde okuma hakları yok, Kürt isimler yasal sayılmıyor, Kürt toprakları Türk malı diye dayatılıyor…

     
    KÜRTLER KİMİNLE KARDEŞ OLDUKLARINI KENDİLERİ BELİRLEMEMİŞLERDİR!.

    Bilindiği gibi I. dünya savaşının sonunda Kürdistan toprakları Kürt halkının rızası dışında dört parçaya bölünüp, her bir parçası ayrı bir yabancı egemenliğe teslim edilmişti. Kardeşlik yalanları ile çizilen sınırlar ile Kürdistan ve Kürt Halkı parçalamış, Kürdistan Halkına demokratik bir ülke ve devlette birlikte yaşamaları için gerekli şartlar ortadan kaldırılmıştır.
     
    a- Kürtler, nereden bölündüklerini bile bilimiyorlar, sınırları kendileri çizmemişlerdir. Çoğu Kürt ailesi içki masalarında çizilen sınırlar yüzünden, tel örgülerce bölünmüştür. Ailenin bazı fertleri Irak, bazıları ise Suriye tarafında kalmıştır.
    b- Bölenler, şimdiki sömürge valileri değil, batı devletleri idi. Yani ingiliz ve Fransızlar Kürtlerin kiminle kardeş olmaları gerektiğini Kürtler’den bağımsız olarak belirlemişlerdir!
    Birinci Dünya savaşı’ndan sonra Milletler Cemiyeti’ni kuran ülkelerin Kürtlerin taleplerine karşılık vermedi, aynı tutumun İkinci Dünya savaşı’dan sonra kurulan Birleşmiş Milletler tarafından da sürdürüldü. Bu yıllarda Asya, Latin Amerika ve Afrika’da büyük değişiklikler olup 67 yeni devlet kurulup, cemiyetlerce tanınırken, onlarca halk teker teker bağımsızlıklarını kazanırken, Kürdistan’da bir şey değişmedi ve Kürtler’e statü verilmesine amansızca karşı çıkıldı.
    Bugün Dünyada 208 devlet var. Bunlardan 193’ü Birleşmiş Milletler’in üyesi. BM denilen insafsızlar birliği, Kosova’yı bağımssız devlet yaparken, işlerine gelmeyenleri ise başkalarına bağlıyorlar…Kürtler hala statüsüz…
    Bugünkü TC hükümeti de bunu örnek alarak Kürtlere insanca bir statü vetrmeye yanaşmıyor!
    Yabancı devletlerce çizilen sınırlar içerisinde, tanımakdıkları kardeşilerini bulan Kürtler, sömürge valilerince acımasızca ve cok insafsızca katliamlardan geçirildi. Kürtler tarafından buna karşı görkemli çıkışlar olmasına rağmen başarı sağlanamadı.Kürtlerin biribirlerine gidiş gelişleri engellenemeyince,Zahodan Hataya kadar araya tel örgüler çekilmiş, sığınaklar kazılmış,askeri gözcü kuleleri dikilmiş bu da yetmeyince mayın tarlaları döşenmiştir.
    İran, Irak, Suriye ve Türkiye, Kürtlerin dostu değil, düşmanları olduklarını ispatlamışlardır.
    Şimdi bu şekliyle, Kürt Halkı dört devlet tarafından eziliyor, bugün, oluşan şartlar altında, bunlara kendisini sonsuza dek ezdirmeme sinyalini birleşerek vermelidir…
    Kürt halkı; dört ülkede kardeşlik adı altında, kendisine düşmanlık yapan bu işgalcilerle beraber yaşayamaz. Bunun maddi temelleri ortadan kalkmıştır.
    Birlikte yaşama yüzyıllardan beri deneniyor,yeniden fantaziler kurmak, insanları kandırıp, başka dilden masallar uydurmak abes kaçmaktadır. TC ve diğer 3 devlet yeterli zamanlarını kullandılar, sonuç tam bir fiyasko olduğuna göre daha fazla zaman geçirmemek gerekir. Kürt halkı 4 devlet tarafından kardeşçe değil, düşmanca muamele gördü. 4 devletin ortak zulmüne karşı birleşik Kürdistan olarak mücadele etmek başarılı olmanın ana şartıdır. Kürtlerin birliği zafer için kaçınılmazdır.
     
    ETNİK TEMİZLİĞE KARŞI OTONOMİ VEYA BAĞIMSIZLIK!

    Kürtler, bugün kendilerini işgal altında tutan ülkelerle birlikte mi yaşamak, yoksa ayrı bir devlet kurmak istediklerini belirleyebilmek için Birleşmiş Milletler gözetiminde Kürdistan’ın dört parçasında bir referandum yapılmasını şart koşmalıdırlar. Bu, demokratik anlamda tek yoldur. Kürtler, Kürdistan’ın Kuzeyinde ve diğer parçalarında, diğer milletler gibi kendi kaderlerini kendi elleriyle tayin etme, Kürdistan’da hükümran olma haklarına sahiptir. 

    Türkiye ve diğer müteffikleri böylesine demokratik bir referanduma karşı çıktıkları müddetçe bağımsızlık talebi tekrarlanmalıdır. Hala Irak adını taşıyan kağıt üzerindeki devlette kalan Güney Kürtleri bağımsız bir Kürdistan devleti ilanına geçebilirler, bu kıvılcım diğer 3 parçayı hemen harekete geçirecektir. O zaman AKP’nin sahte açılım, süreç gibi yalanları da çöpe atılacaktır.

     
    Referandum için hazırlık komitesi adına : SAMİ AKTAŞ, BEDRİ ENGİN, VEDAT KONAK, SEVDA SUNER
     

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s